MERHABA

"Ben bu blogu takip ne zaman etmişim, neyin nesi bu?" diyor olmalısın.

Benim eski blogum bu.

Yenisi aha burada: tayfuntuna.tumblr.com

Bir diğer fotoğrafçılık projem de şurada: 10yilonce.tumblr.com

Onları takip ederseniz sevinirim. Bunu etmeseniz de olur. Saygılar.

Renkli Mecmua projesi sona erdi fakat son bir paylaşım daha yapmak istedim. Bugüne kadar blogumda yazmış olduğum en ilginç yazıları okuyabileceğiniz bir e-kitap yayımladım. Umarım hoşunuza gider:
mecmua.zip

Renkli Mecmua projesi sona erdi fakat son bir paylaşım daha yapmak istedim. Bugüne kadar blogumda yazmış olduğum en ilginç yazıları okuyabileceğiniz bir e-kitap yayımladım. Umarım hoşunuza gider:

mecmua.zip

Bundan tam dört yıl önce, blog projeme başladığımda yazdığım ilk yazıda şöyle bir cümle kurmuşum:
…hayata dair fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Belki bir gün birilerinin işine yarayacak bir şeyler söylerim. Ne demişler… “Bazen fark yaratmak için tek bir insan yeter.”
Hayatta bazı şeyleri ne zaman sonlandırmanız gerektiğini hissedersiniz. Blog projemin artık bir fark yaratmadığını ve yavaş yavaş zincirin bir halkası haline geldiğini fark etmem üzerine, bu kararı verdim.
Böylece “Renkli Mecmua” maceramız sona erdi.
Bu macerada bana destek olan, yazdıklarımı sıkılmadan okuyan herkese teşekkür ederim.

Bundan tam dört yıl önce, blog projeme başladığımda yazdığım ilk yazıda şöyle bir cümle kurmuşum:

…hayata dair fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Belki bir gün birilerinin işine yarayacak bir şeyler söylerim. Ne demişler… “Bazen fark yaratmak için tek bir insan yeter.”

Hayatta bazı şeyleri ne zaman sonlandırmanız gerektiğini hissedersiniz. Blog projemin artık bir fark yaratmadığını ve yavaş yavaş zincirin bir halkası haline geldiğini fark etmem üzerine, bu kararı verdim.

Böylece “Renkli Mecmua” maceramız sona erdi.

Bu macerada bana destek olan, yazdıklarımı sıkılmadan okuyan herkese teşekkür ederim.

Kader

Kader kavramına surat ekşiten, onu anlamayan insanlar için üzülüyorum; onların inancını sorguladığım için değil, kaderin açıklamasının çok basit olmasına rağmen hiçkimsenin onlara doğru dürüst açıklamaması yüzünden.

Öncelikle, herkesin bildiği tanım: Kader, her birimizin hayatta ne yapacağının belli olmasıdır. Bu basit tanım ne yazık ki yeterli değildir hatta yanıltıcıdır.

Kader aslında “bilgi”dir.

"Hayatımın kontrolü benim elimde!" mi diyorsunuz?

Doğru.

Hayatınız gerçekten sizin elinizde. Yaşadığınız hiçbir şey siz yapasınız diye önceden yazılmadı, ama aynı zamanda hepsi yazılı. Zaman kavramından bağımsız bir yaratıcıya inanıyorsanız, onun en başta ve en sonda olup bitenleri de kusursuz olarak bildiğini kabul etmiş olursunuz.

Örneğin bir futbol takımıysanız, hangi takıma kaç gol atıp ne kadar yükseleceğiniz sizin elinizdedir ama kader, Allah’ın bütün maç sonuçlarını ve tüm liglerin şampiyonlarını zaten biliyor olmasıdır. 

Kısacası kader bir bilgidir, bizim kendi kararlarımızla yaşadığımız hayatlarımızın bir dökümüdür. Allah bu bilgiye sahiptir fakat biz değiliz. Hepimiz zamanın akışına bağlıyız. Bu bağlamda henüz yaşanmamış her şeye müdahale edebiliriz. Aldığımız her nefes de bizim elimizde. Elimizde olmadan başımıza gelen her şey (ölüm dahil) aynı şekilde kaderdir, yani “bilgidir”, sadece biz bilmediğimiz için başımıza geldiği an öğreniriz. Bu mantığı sindirdiğiniz an, kaderle ilgili bütün sorulara cevap bulabilirsiniz.

Kaderin sloganı şu olmalı:

"Yazılı olduğu için yapmadınız. Siz yaptığınız için yazılı."   

Hayatın ve kararlarınızın tadını çıkarın.

Hani "Üstüne para verseler almam" deriz ya bazen…

Hani "Üstüne para verseler almam" deriz ya bazen…

Muhtelif: Bonomo

Bizim Eurovision şarkılarımızda neden mutlaka “Na ni na ni, tey tey, rimi rimi ley” gibi öbekler olmak zorunda? ve bu Bonomo neden daima müziğe çocukken merak salmış kolejli genç edasıyla sırıtıyor?

Dipnot: Araştırdım, müziğe çocukken merak salmış hakikaten. Neyse, Belçika’dan 12 puan alıp döneriz artık.

Captain Tsubasa II -Rio Cup Medley- (by ferdk16)

Dinleyince gaza gelmemek mümkün mü breh. Tarihin tek RPG-futbol oyunu Captain Tsubasa’nın şahane musikisi!

Başta bi’tanecik aşkım ve canım anam olmak üzere, kadın olmayı bilen bayanların kadınlar gününü kutlarım. Bütün kadınların kadınlar gününü kutlayamam, çöpe bebek atanı da var takdir edersiniz.

Source: Tayfun Tuna

Alet Edevat: Nokia N97

Geçen aylarda hafiften cortlayan Nokia 5800 telefonumu takas ettiğim Nokia N96 da hafiften tırtlayınca, onu da birine verip (yani uygun fiyat veren birine :P) kendime ikinci el bir Nokia N97 aldım.

Özetle 5800’ın kızaklı klavyelisi ve daha güzel kameralısı demem yeterlidir. Biliyorum dokunmatikten sıkıldım demiştim ama klavye beni cezbetti ve yazılımsal olarak geri kalmak istememiştim (Foursquare yazılımı eski sürüm Symbian sistemlerinde sıkıntılı mesela). Sonuç olarak 230 liraya N97 bulunca kaçırmadım, ne yapayım.

Bu telefon hakkında ciddi tartışmalar vardı, sebebini anlayabiliyorum. Ben 230 lira verip aldığım için gayet memnunum ama zamanında adamlar bunu 1500 liraya aldılar, onlar isyan etmekte haklılar. Yanlış yaptın Nokia. Yine de N97 güzel. Sayılır.

Yakında, güne bu manzarayı görerek başlıyor olacağım.

Yakında, güne bu manzarayı görerek başlıyor olacağım.

Bu kadar güzel bir hediye alan sevgiliniz varsa, 
sevgililer gününü sevmemek zor be.

Bu kadar güzel bir hediye alan sevgiliniz varsa,

sevgililer gününü sevmemek zor be.

Muhtelif: Vahşi Yaşam

Şu Serdar Kılıç’ın “Doğada Tek başına” programını seyrederken adama resmen gıpta ediyorum. Dağ bayır hoplaya zıplaya, börtü böcük yiye yiye doğanın tadını çıkarıyor adam. Ben de iki tane böcek ısırığıyla alerjiye kurban gidiyorum, yine bahar nezlesiyle defalarca hapşurup feleğimi şaşırıyorum, kaldı ki bunlar gündüz oluyor; gece olsa kesin kurtlara domuzlara yem olacağım.

Böyle diyorum ama bu durumdan güzel de malzeme çıkar. Örneğin bu yaz, bir gün boyunca vahşi doğada gezdiğimi ve ne hallere düştüğümü anlatan bir belgesel parodisi çekmek isterim.

Dipnot: İlk başta “Bence adam kendini bize ‘bakın karınca larvası yiyorum’ diye gösterip kamera kapandıktan sonra çantadaki dürümleri yutuyor aga” diye düşünmüştüm ama dondurucu soğuklarda bile program yaptığını gördükten sonra içindeki maceracıya gönülden inandım. Büyüksün Serdar abi.

Düşündüm de, sanki iple sarkan dağcı gibi? :D

Düşündüm de, sanki iple sarkan dağcı gibi? :D

Böyle poz verin desem yapmazsınız ulan. Rezervuar kedileri sizi.

Böyle poz verin desem yapmazsınız ulan. Rezervuar kedileri sizi.